Frank Gehry: Yapı Sökümünü Keşfetmek

Frank Gehry tasarımları inkar edilemez bir biçimde yapısökümcü mimariden esinlenmiştir. Deneysel malzemeleriyle birlikte kavisli çizgiler parçalara hareket ve gerçek bir zarafet verir.
 

Frank Gehry sadece ünlü bir mimar değildir. Ayrıca (dekonstrüktivizm)yapı sökümünü araştırmak için bitmek bilmez bir arayışta inanılmaz bir mobilya tasarımcısıdır. Çalışmalarında ortak bir temadır; ofisleri buna mükemmel bir örnektir.

Gehry, 20. yüzyılın en prestijli 10 mimarı arasındadır. İspanya’da Bilbao’daki Guggenheim Müzesi ve Hotel Marqués de Riscal gibi sembolik yapılar inşa etti.

Sanatsal bir perspektiften çalışan bir mimardır. Onun gözünde mimarlık, sanatsal bir ifade şeklidir. Bir anlamda, bina yapmak yerine işlevsel heykeller yaratır.

Büyük bir yapı sökümcü mimar olan Gehry, 60’ların sonunda mobilya tasarımı sahnesine girdi. Kısa sürede Easy Edges veya Experimental Edges gibi çizgilerle kendine bir isim yaptı.

Başlangıçta

frank gehry tasarımı bina

Frank Owen Goldberg (asıl adı) 28 Şubat’ta Ontario, Kanada’da doğdu ve 1947’den beri Los Angeles’ta yaşıyor. 1954’te Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden mimarlık derecesi ile mezun oldu. Birkaç yıl sonrasında Harvard Tasarım Enstitüsü’nde şehir planlaması okudu.

1961’de, bütün ailesiyle birlikte Paris’e taşındı ve burada André Rémondet’nin atölyesinde çalıştı. Rémondet’yle birlikte çalıştığı süre boyunca, Gehry, Le Corbusier gibi Avrupalı mimarların eserlerini öğrendi.

1962’de Gehry, kendi şirketi Frank O. Gehry & Associates’i kurmak için Los Angeles’a döndü. Şirket bir dizi projeyle başladı ve 1979’da sembolik Frank O. Gehry House’u yarattı.

 

Frank O. Gehry House gelecekteki başarısında kilit rol oynadı. Proje boyunca benzersiz bir stille mimar olarak başarılı bir temel oluşturdu.

İlk andan itibaren Gehry, mimarlık projelerinde perspektifleri, eğrileri ve malzemeleri nasıl yöneteceğini uzman gibi biliyordu. Ayrıca, hurda metal, restore edilmiş metal ve cam gibi malzemeleri tercih eder.

Gehry, mimarlığın temel prensiplerini aşmayı amaçlayan bir arkitektonik hareket olan yapı sökümünü araştırıyor. Yapı sökümü dalgasını takip ederken, doğrusal olmayan bir tasarım izler ve görsel anlamda kontrollü bir kaos oluşturmak için sürekli harekete ithafta bulunan unsurları kullanır.

Frank Gehry, yapı sökümünü araştırmak: en büyük eserler

Guggenheim Müzesi, Bilbao

guggenheim müzesi

İspanya’nın Bilbao kentinde bulunan Guggenheim Müzesi, 20. yüzyıl öncü mimarisinin en önemli örneklerinden biridir. Yenilikçi bir tasarıma sahip olan bina, Bilbao’ya yeniden hayat getirdi.

Gehry, benzersiz tarzını Guggenheim’in tasarımına uyguladı. Kişisel tarzının yanı sıra, bir balığın üzerindeki pullardan da ilham aldı. Sonuç olarak, bir sanat eseri doğdu. Çalışmalarının çoğunda olduğu gibi Guggenheim binasının da geometrik bir mantığı yok.

Hotel Marqués de Riscal, La Rioja, İspanya

hotel marques de riscal

Bu proje, Gehry’nin heykel mimarisinin belirgin ve kişisel bir tarzına sahip olan başka bir harika örneğidir. Çizgiler sarmal şeklinde ve kavisli olup karmaşık bir form oluşturur.

 

Bina, pembe, altın ve gümüş arasında değişen renklerde bir titanyum katmanla kaplanmıştır. Bu renkler, binanın eğrileri ile birlikte, Marqués de Riscal şaraplarının tonlarına benzer kırmızımsı yansımalar yaratır.

Walt Disney Konser Salonu, Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri

frank gehry los angeles

Walk Disney Konser Salonu, bu yetenekli Kanadalı mimarın başka bir tarzını gösteren, abartılı bir form sergiliyor. Çizgiler, geleneksel mimaride simetri ve uyum yasalarına meydan okumaktadır. Dış kısım yelken açmaya hazır bir gemiyi çağrıştırır.

Bina, çelik bir çeperle kaplanmış bir dizi birbirine bağlı parçadan yapılmıştır. Hacimler boyut olarak değişir; bazıları ortogonal, diğerleri ise organik bir şekle ve dalgalı yüzeye sahiptir. Cam yüzeyler farklı parçalar arasında bir bağlantı görevi görür.

“Mimarlık zaman ve mekandan söz etmeli, zamansızlık arzusuyla özleşmeli.”

–Frank Gehry–

Frank Gehry’nin çalışmaları, yapı sökümünü araştırmak

Frank Gehry eğrileri ve dolambaçlı çizgileri seven bir mimardır. Ancak farklı malzemelerin farklı kullanımlarını da araştırır. Bu sürekli keşif, ona deneysellik özgürlük veren malzemelerle mobilya parçaları tasarlamasına neden oldu.

Power Play serisinden koltuk ve sandalyesi mükemmel örneklerdir. Bu koleksiyonda, kayın ağacını şekillendirmek için buhar kullandı. Bir başka ilginç örnek, mobilya parçalarını oluşturmak için oluklu karton ve ahşabı kullanan Wiggle koleksiyonudur.

 

Frank Gehry Mobilyaları: Power Play sandalye

power play sandalye

Knoll firması Gehry’yi öncü mobilya tasarımı yapmaya davet etti ve mimar, yeni fikirleri ve malzeme ve yapıları kullanmanın yollarına dair denemelerine başladı.

Sonra 1991’de Gehry, lamine kayın ağacından sandalyeler ve masalar koleksiyonunu sundu. Halk onları ilk kez New York Modern Sanat Müzesi’nde gördü.

Sandalyelerin, çocukken sıklıkla oynadığı elma sandıklarının ahşap yapısından ilham aldığını belirtti. Onları nostaljik bir ima ile yaratmıştı.

Frank Gehry mobilyaları: Wiggle sandalye

wiggle sandalye

Wiggle sandalye, benzersiz şekli ve malzemeleri sayesinde bir mobilya tasarım klasiğidir. Aslında uluslararası üne sahip bir tasarımdır.

Sandalye, Gehry’nin oluklu kartondan oluşturduğu bir dizi eğri içerir. Hafif bir malzeme olmasına rağmen, sandalye sağlam ve dengelidir, kullanıcısına karton gibi görünmez.

Tasarım, 1972 yılına dayanıyor ve bir mobilyadan ziyade bir heykeldi. Ancak asıl amacına rağmen, Vitra şirketi 1997 yılında bu sandalyeyi piyasaya sundu.

Sandalye, oluklu karton mobilyalar ve heykeller içeren Easy Edges koleksiyonunun bir parçasıdır. Gehry ayrıca sandalyeye uyacak şekilde bir tabure tasarladı.

Frank Gehry mobilyaları, mimarisini bünyesinde barındıran yap sökümcü keşiflere harika bir cevaptır. Tasarımları, binalarından yapı sökümü sanatına özgü mobilya parçalarına geçmiştir.